|
GOCA CEMİL AMCA           Bundan 45 yıl kadar önce Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesinde okurken izinlerde Bağdatlının uzun burunlu otobüsleri ile tam 5.5 saatte Boyabat'a gelirdik.Yarım saatini Taşköprü'de verilen yemek molası için çıkarırsak kemiksiz tam 5 saat sürerdi yol maceramız.Bu tabii lastik patlamazsa,akla hayale gelmedik türlü çeşitli arızalarla araç durmak zorunda kalmazsa.Böyle bir şey olduğunda ki çok sık olurdu,bekle Allah bekle.Sılaya kavuşacağım,vatana ulaşacağım,babama,anama,kardeşlerime sarılacağım,sevdiklerimi görüp mutlu olacağım diye istersen havalara çık, çare yok,sabırla bekleyeceksin.Çünkü biliyorsunuz, sabırla koruk, helva olurmuş.
        Yolların her tarafı takır takır taştı,toprağa değemezdiniz.Aslında o günkü yollara yol,arabalara da araba demek için öyle üç yüz,beş yüz tanık yeterli olmazdı.Oturduğumuz yerde atlayıp sıçramaktan,sağa sola sallanmaktan harap bitap düşer,içimiz dışımıza çıkar,nakavt olmuş boksörler gibi kendimizden geçerdik.Şuurumuz bulanır,üzerine oturduğumuz yerlerimiz acır,sızlar, nasır bağlardı.Ayaklarımız uyuşur hissizleşirdi.Yazın sıcaktan,kışın soğuktan bayılmanın, çatlamanın sınırına gelir her nasılsa orada dururduk.Ön tarafından sokulan bir kolla defalarca çevrilerek o gün gönlü olursa veya şans yardım ederse çok büyük bir gürültüyle adeta harman makinası gibi çalışan arabaların arızası hiç eksik olmazdı.Özellikle kışın yamaç aşağı durdurulur,deponun ve motorun altına ateş yakılır,düzde durdurulmuşsa kesinlikle itelemeden çalışmazdı.Lastik patlaması çok sık olan ve olağan kabul edilen arızalardan olmasına karşın hiç kolay değildi.Sökmesi,iç lastiğin tamiri,takması sıkıştırması fermana mahsustu.İç lastiklerin yama yapılmamış yerini bulmak çok kolay değildi.Lastik patladığında uzunca bir süre suya sokularak patlayan yer aranır,bulunduğunda kaynak makinası ile yama yapıştırılırdı.Kaynak makinasının sigara ile tutuşturulan kısmından çıkan koku çok hoşuma gittiği için hep yanıbaşında beklerdim.
        Boyabat'a geldiğimizde kırmızı minibüsüyle enine, boyuna,iri yarı bir amca bekliyor olurdu bizi.Biz zaten bir kaç kişi Durağana giderdik.Çoğunluk Boyabatlı idi.Lisede okuyan benden başka bir de Adnan kardeşim vardı,Durağanlı değildi ama babacığı rahmetli Hüseyin amca bizim Ziraat Bankasında görevli idi.(Onun bir sözünü hiç unutmam.'Oğlum,içkiyi sigarayı ağzınıza sürmeyin,ama birini mutlaka içecekseniz,bu asla sigara olmasın''..)Adem Bilge Kahraman abi biz okula girmeden bitirmişti.Belleğim beni yanıltmıyorsa o zamanlar Kastamonu Sanat okulunda okuyan Hikmet Şen dostum da bizimle olurdu.O dönemlerde Kastamonu Göl Öğretmen Okulunda okuyanlar varsa da ben anımsayamıyorum.
        Goca Cemil amcanın minibüsüyle yine dağ tepe aşarak,Bağlıca'dan dolaşarak,köprüsü henüz yapılmamış olan Çarşak çayı izin verirse güç bela içinden geçerek,bir defada hiç bir zaman çıkılamayan İncir Boğazından az zaman harcayarak ve zayiat vermeyerek çıkabilirsek ikinci yol maceramız 1.5 saat sürerdi.Yani Kastamonudan Durağan her şey yolunda giderse tam 7 saat sürerdi.Çarşak Çayı çoğunlukla geçit vermez,ortasında kalırdık.Cemil amca bütün ustalığıyla adım adım ve tekerleri direksiyondayken bir taraftan inip sanki eliyle yerleştirir gibi ağır ağır yürütmesine karşın,geçip gidemezdiniz.Kımıldamayan arabayı çocuk gücümüzle ite kaka sudan çıkarmaya çalışırken düşüp ıslanırdık,ayaklarımız kan revan içinde kalırdı.
        Akıllı bir adamdı Goca Cemil amca.Bir sıkıntı doÄŸduÄŸunda önce hafiften bir sinirlense de tez toparlanır, hemen çözüm üretirdi.Bir defasında yaÄŸmurdan kızak gibi kayganlaÅŸan İncir BoÄŸazını çıkamadı,defalarca zorladı,olmadı.Yolun başında aracı ters çevirdi,geri geri yukarı çıktı.BoÄŸazın iniÅŸi de zordu ve geri geri inmek çok tehlikeli olurdu.Ama yer dardı,aracı da döndüremedi.Yine ağır ağır ve geri geri aÅŸağı indi.O anlarda zaman sanki bitmedi,geçirdiÄŸimiz korkuyla belki bir kabahat iÅŸlediÄŸimiz,pantolonumuzu elimizde olmayan nedenlerle ıslattığımız ve çevreye koku salarak geçici bir rahatsızlık verdiÄŸimiz olmuÅŸtur, sanıyorum.Olduysa tekrar özür diliyorum.Â
        Goca Cemil amcamın beni en çok etkileyen ve bugün bile aklımdan çıkmayan davranışı,yol kenarındaki mezarlıklardan geçerken her defasında radyoyu, teybi kapatmasıdır.Bunu ben başkalarından da çok duydum,kendim de sürekli tanık oldum.Canlıların,çoğunlukla kalıplarıyla, kıyafetleriyle ceplerindeki para,yakalarındaki etiketle insan kabul edilenlerin, birbirine zerre kadar saygı göstermediği bu dönemlerde, Goca Cemil amcamın o zamanlarda mezarlığa,ölülere saygısını hiç unutamam.
        Yeğenim diye konuşurdu hep ve haksızlığa hiç duyarsız kalamaz, katlanamazdı.Gerçekten çok zorlu,çileli yaşam kavgasında,ekmeğin binbir ezayla,cefayla,aslanın ağzından el sokularak ayaklarının ucundan çekip çıkarıldığı o sıkıntılı günlerde o hep namusuyla,oluk oluk akıttığı alın teriyle,haysiyetiyle didişti,tırmaladı,uğraştı ve ayakta durmaya çalıştı.
        Sevgili kardeşlerim,Oto yedek parçacısı Celal Dede ve Lisemizdeki Müdür Yardımcımız Emine Dede'nin babaları olan Goca Cemil amca yetişkin bir kızını da trafik kazasında yitirerek acıların en büyüğünü,evlat acısını yaşadı ama bunu dışarıya hiç yansıtmadı.Allah bu tür acıları beni on dakika sonra arkamdan bıçaklayacak,kurşun yağdıracak olan kan düşmanıma bile yaşatmasın.
        Onun bizde çok hakkı vardır.Bedelini alarak bizi götürmüş, getirmiş olsa da o bu uğurda çok çile çekti,çok zorlandı.Bizde emeği çoktur.Onun sayesinde okumaya gittik,o bizi ailemize,sevdiklerimize,vatanımıza,sılamıza kavuşturdu.Ruhu şad,mekanı, cennet olsun.Allah taksiratını bağışlasın,cennetine kabul etsin ve nurlar içinde yatırsın.
AVUKAT TEVFİK DÜNDAR

|
Yorumlar
Onun en agır sözü bile dokunmazdı insana,çünkü o şakacı,sevecen birisiydi.
1974 yılında Çampaşasakızı köyüne tayin olmuştum.Cemil abi,Hüseyin hocam eşlerini alarak köyde bize hayırlı olsuna gelmişlerdi. Yendi,içildi,on un şakaları ile dolu saatler geçti.Uyku saati geldi.Kaldıgımız ev iki odalı idi.
Erkekler bir odada, bayanlar bir odada yatsın denildi.
Rahmetli Cemil abi,'' Ben hanımımdan ayrı yatamam,bu odadayı bize verin, digerleri ne yaparsa yapsın, ben bu güne kadar hanımdan ayrı yatmadım, kimsede ayıramaz '' dedi.O gece gülmekten kırdı geçirdi bizleri.Onun sözleri bizlerede ders olmuştu.
Yıllar geçti hayatın gerçekleri o ikiliyi maddeten ayırdı.
Allah'tan dilegimiz ÅŸimdi yine birbirleri ile beraberdirler.
Allah ikisine de gani gani rahmet eylesin.Mekanları Cennet olsun.
Çocukları Celal ve Emine'ye de selamlar.Emine'ye de mesleginde başarılar diliyorum.
Mustafa ÜNLÜ ATATÜRK HAVALİMANI DIŞ HATLAR
Rahmetli canım babacığımı içten, samimi ve sevgiyle yad ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Yazılarınızda geçmişte yaşadığımız güzellikleri anımsatarak buruk mutluluklar yaşatıyor, eski günlerin en güzel olduğunun farkına varıp hüzünleniyoruz. Bu özlem bitmeyecek.. Eski Durağana durağanlılara özlem bitmeyecek.. Çıkarsız, dürüst, gerçekten namuslu,şerefli , onurlu, sevgi dolu, saygılı insanlarımıza özlemlerimiz bitmeyecek..
Sevgiyle kalın..
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.