J.A.T. template series was designed 2006 by 4bp.de: www.4bp.de, www.oltrogge.ws
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ! PDF Yazdır E-posta
GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ!


MUHSİN ERDEM



Geçen hafta bu köşe de 26 Şubat 1992’de gerçekleşen Hocalı katliamından söz etmiştim. Ermenilerin, savunmasız Türklere karşı günümüzün moda deyimiyle orantısız güç kullanarak insan haklarının en temel unsuru olan yaşam haklarını ellerinden aldıklarını belirtmiş ve görgü tanıklarının ifade ettiği insanlık dışı iki olayı örnek olarak vermiştim. Bu katliamın sorumlularından biri de bugünkü Ermenistan devlet başkanıydı. Yazımın sonunda ise her 24 Nisanlar yaklaştığında sanki 1992 de yaptıklarını unutturmak isterlercesine dünyanın dört bir yanında yasa tasarıları ve anıtlarla kamuoyu oluşturup 1915 de "tehcir kanunu" uygulanması sırasında meydana gelen olayları Türklerin Ermenilere karşı bir soykırımı olduğunu savunuyorlar mahiyetinde ele almıştım. Tarih bir kez daha tekerrür etti. Yine 24 Nisan öncesi ABD Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler komitesinde bu yönde bir tasarı gündeme getirildi. Oylama öncesi konuyla ilgili temaslarda bulunan siyasetçilerimiz oylamanın lehimize çıkması için çaba gösterdiler. Sonuç iyi oynadık ama son dakika golüne engel olamadık türündeydi adeta.

BM 1948 de Jenosit Sözleşmesini kabul ederek hangi durumlarda jenosit yani soykırımdan bahsedilebilineceğini açıkça ortaya koymuştur. Hem Türkiye, hem Azerbaycan hem de Ermenistan’ın imza koyduğu bu sözleşmeye göre 1915 olaylarının bu yönde kabul görmesi mümkün değildir. Bu yüzden hukuk boyutunda eline bir şey geçiremeyeceğini bilen ermeni lobisi uşakları vasıtasıyla bu konuyu siyaset malzemesi yapmaktadırlar. Halk arasında bir deyim vardır; "konuşulması olmasından beterdir" diye. İşte Türkiye başta olmak üzere tüm Türk dünyası olmayan bir şeyi konuşmakla meşgul dünya kamuoyuna bir şeyler anlatmak için çırpınıp durmaktadır. Dikkate almadan bu söylentileri yokmuş gibi davranmaya kalkışsak bu kez de "susmak kabullenmektir" mahiyetinde demeçler ortaya çıkacak.

Madalyonun diğer tarafına yani Hocalı açısından BM’nin bu sözleşmesine bakacak olursak, Jenosit sözleşmesinin 2. maddesinde belirtilen "milli, etnik, ırkı veya dini bir grubu kısmen veya tamamen imha etme" biçiminde tanımlanan Jenosit/Soykırım kavramı ile tamamen örtüşmektedir. Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları katliam BM Jenosit Anlaşmasında, jenosidin gerçekleşmiş sayılacağı koşullarını sayan 2. maddesinde yer alan beş bendin ilk ikisi ile uyum göstermektedir. İlgili maddede soykırımın gerçekleşmesi için bu bentlerde düzenlenen eylemlerden birinin yeterli olduğunu belirtilmektedir. Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları toplu katliam BM Jenosit Anlaşmasında jenosidi düzenleyen 2. maddenin a bendinde yer alan "bir grubun üyelerinin katl edilmesi" ve b bendinde yer alan "grup üyelerinin bedeni ve akli açıdan ciddi biçimde zarar verilmesi" koşulları ile birebir uyuşmaktadır. Bilindiği gibi Hocalı’da binlerce Türk katledilirken, geride kalanlar da hem bedeni hem de akli açıdan gördükleri zararın izlerini hala silebilmiş değildir. Hatta tüm Türk dünyası bir avuç kendini bilmezin yaptığı bu katliamı önleyemediği için, üzerinden yıllar geçmesine rağmen yapanların cezalandırılması konusunda hiçbir şey yapamadığı için bedeni ve akli zararının etkisini hissetmeye devam etmektedir. Oysa BM’nin aynı sözleşmesi doğrultusunda Bosna Hersek eski Yugoslavya devlet başkanı Slobadan Miloşeviç’i Srebrenitsa katliamından dolayı yargılanmasını sağlamıştır. Geçen hafta sormuştum, Hocalı katliamını gelecek kuşaklara aktaracak 26 Şubat törenlerinin dışında herhangi bir şey var mı acaba Türk dünyasında…

Tarihi belge ve bilgiler ışığında çözülmesi ya da aydınlığa kavuşması gereken bir konu eğer bu alanın dışında siyasi ortamlarda tartışmaya bile gerek duyulmadan tamamen yanlı bir şekilde ele alınıyor, ele alınması için illegal yollara başvuruluyorsa bunun arkasında başka şeyler aramak lazım. Osmanlının uyguladığını iddia ettikleri sözde olaylara maruz kalanların çocukları ve torunları bu topraklarda yine güven içinde yaşamaya devam etmektedirler. Sözde olaylar eğer iddia edildiği gibi gerçekleşmiş olsaydı bu gün bunların varlığından söz edilemezdi. Örnek mi? İşte Hocalı! Hocalı dahil olmak üzere Azerbaycan toprağının yüzde 20’sine denk gelen işgal altındaki Karabağ bölgesinde nerdeyse hiç Türk kalmamış durumda. Kalanlarda asimile yoluyla ortadan kaldırılmaktadır.

Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu gerçekten hareketle atılan iftiralar, düzenlenen oyunlar asla ve asla şanlı tarihimizi karalamaya yetmeyecektir. Kendilerinin yaptıklarının unutulması için yaygara koparanlar, bunların da bir gün tüm dünya tarafından anlaşılacağını unutmamalıdırlar. Viyana’dan sonra hep savunma yapıp kaybetmemize alışan batı dünyası, Sakarya’dan sonra kaçacak delik aramıştır. Bu konuda da "yapmadık, etmedik, yalan bunlar" gibi savunma söylemlerinden vazgeçip neler olduğunu anlatacağımız, ortaya koyacağımız ataklarımızı bir an önce yapmalıyız ki, ikiyüzlü batı dünyası bir kez daha varlığımızı hissetsin…

 

Yorum ekle

Yorumların hukuki sorumluluğu yazarına ait olup Durağan57 yorum içeriklerini benimsememektedir. Yorumlardan Durağan57 yöneticileri sorumlu tutulamaz. Durağan57 yöneticileri gerektiğinde yorum yazarlarının IP numaralarını yetkili makamlara verebilir. Siteye yorum yazan ziyaretçiler bu kuralları kabul etmiş sayılırlar.
Burada yapılacak yorumlarda kullandığımız dilin seviyesi de unutulmamalıdır. Bizim kültürümüzü ve kişiliğimizi göstermektedir. Yorumcularımızın bu hususa da dikkat edeceklerini umuyoruz.


J.A.T. template series was designed 2006 by 4bp.de: www.4bp.de, www.oltrogge.ws