| Green Park |
|
|
|
|
`` Green Park ``
Amerikalı beyaz tüccarlar, Afrika kıtasından zincire vurup gemilerle götürdükleri zencilerin çocuklarını, ilk iş olarak ebeveyninden ayırıp, beyaz bir aileye vermek olurmuş. Maksat yetişen ikinci nesile dilini unutturmak suretiyle köklerinden kopartmak …
Dil deyip geçmemek lazım, dil bir kültür taşıyıcısıdır. Nerede konuşuluyorsa ve yazılıyorsa oraya yaşam tarzını, hayat felsefesini ve kimliğini de katar. Bugün kolonizasyon biteli neredeyse bir asır oldu ama gidin bakın, Hindistan`da Ingilizce, Fas, Tunus ve Cezayir`de Fransızca oraların ikinci resmi dilleridir. Dolayısı ile İngiliz ve Fransız kültür motifleri o ülkelerde çok ciddi şekilde hissedilir. Bırakın eski koloni ülkelerini, Almanya ve Fransa, İngilizcenin etkisinden kurtulmak için yana yakıla çareler aramaktadırlar. Zira küreselleşmenin (Globalizasyon) dili İngilizcedir, dolayısı ile girdiği her yerde, yerel dili ve yaşam biçimini tehdit eder hale gelmiştir. Tekdüzelesen bir dünyada, yerel degerleri ve renkleri koruma mücadelesi vermek artık bir zarurettir.
Lafı nereye getirmek istediğimi herhalde anladınız değerli okurlar. Hadi Antalya`nın bir kasabası olsa, bila zaruri anlayacağım, turistler filan geliyor diye.
Durağan`da, güzelim ``Yeşil Park`` dururken, ``Green Park``a neden ihtiyaç duyulur, anlamakta zorluk çekiyorum. Demekki İngilizce isimlendirme hastalığı , mütevazi bir Anadolu kasabası olan Durağan kapılarına kadar gelip dayanmış ise, durum vahim demektir.
Yanlış anlaşılmasın, tabiki İngilizce öğrenelim. Hatta çocuklarımızı en az üç dil konuşacak şekilde yetiştirelim. Ama dükkanımızın tabelası Türkçe olsun, sokağımızın, parkımızın adı Türkçe olsun. Şehitlerimizin, ilim, edebiyat, sanat, bilim adamlarımızın isimleri ne güne duruyor. O Tabelaları onların isimleri süslesin.
Biz Almanya`da, 4. nesil Türk çocukları ile iletişim kurmakta zorlanıyoruz daha şimdiden, 30 yıl sonra varın gerisini siz düşünün…
Hoşça ve sağlıkla kalın…
Fazıl ARSLAN
|
















Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.